20. yy., insanlık tarihinin en kanlı savaşına tanık olmuştur. 2. Dünya Savaşı'nın bedeli, çağdaş teknolojilerin ürettiği savaş makinalarının sahneye çıkması ile yerle bir olan şehirler ve yitip giden yaklaşık 80 milyon canla ödenmiştir! İnsanoğlu; sadece bir kişinin yönettiği uçaktan atılan bir bomba ile bir şehri canlı cansız, alt yapı üst yapı ne varsa binlerce insanı ile birlikte nasıl yok edebildiğini görmüştür. Bu kanlı savaş "sözde" aydınlanmış toplumların yaşam hakları, demokrasi, özgürlük vb. kavramları en çok tartıştıkları yüzyılda gerçekleşmiştir. Ne yazık ki olan bitenlerden çıkarılan ders çok daha vahimdir. Bu savaşta denenmiş silahların neden olduğu sonuçları gören "deneyenler" bunları daha da geliştirerek insanlığın ve medeniyetlerin sonunu getirecek yeni silahlar geliştirmeyi başarmışlardır!
Dünyevi kaynakları paylaşmış olan egemen güçler, bir gün kendi paylarına düşeni hızla tükettiklerinde ötekilerin kaynaklarına göz dikecekler ve savaş kaçınılmaz olacaktır. Ellerinde tuttukları korkunç silahları acımasızca kullanacaklar ve çok şeyin sonunu getireceklerdir. Geride kalanlar "olan masumlara oldu" diyeceklerdir. Bunu dememek için olası vahşi savaşlarda masumları korumanın, yani sivilleri savunmanın ilk enstrümanı olan sığınakların planlamasında en önemli görev mimarlara, uygulaması müteahhitlere, denetim ve yönetimi sivil savunma birimlerine düşmektedir. Bütün detayları özenle planlanmış ve aynı şekilde uygulanmış sığınaklarda yüzlerce masum insanın kurtulacağı unutulmamalıdır!
"3194 Sayılı İmar Kanunu"; mimarın uyması gereken kuralları, en az veya en çok değerleri belirler. Tasarımın özgünlüğü, malzeme seçimi, detayların çözümü mimarın inisiyatifindedir. Aynı kurallar sığınaklar için de geçerlidir. Yönetmelik amacı ve amaca uygun yapıyı tanımlar, onlarca detayın çözümünü mimara bırakır. Bu makalede yönetmeliklerde tanımlanmamış olan detayları inceleyeceğiz.
"3194 Sayılı İmar Kanunu" sığınakları kullanıcılara göre: özel sığınaklar ve genel sığınaklar olmak üzere iki gruba, kullanım amacına göre: basınç sığınakları ve serpinti sığınakları olmak üzere iki gruba ayırır.
Bizim konumuz kullanıcılara göre özel sığınaklar, kullanım amacına göre serpinti sığınaklarıdır.
3194 Sayılı İmar Kanunu'ndaki tanıma göre: "şahıs, tüzel kişilik veya kamuya ait bina ve tesislerin öncelikle en alt bodrum katlarında ya da toprağa oturan kısımlarında veya bina içinde yapılamıyorsa uygulama imar planı ya da planda hüküm yoksa Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile belirlenen yapı yaklaşma mesafesine aykırı olmamak kaydıyla yan bahçelerde, radyoaktif serpinti etkilerine ve kimyasal, biyolojik harp maddelerine, nükleer silahların zayıflamış basınç ve ısı tesirlerine karşı korunmayı sağlayan, özel ya da genel şekilde yapılan sığınaklardır".
Serpinti sığınakları her ne kadar bina bodrumlarında veya bitişiğinde olsa da kendi başına bağımsız ve kapalı yapılardır. Eğer amacı radyoaktif serpintilerden, kimyasal ve biyolojik harp maddelerinden korunmaksa içinden ana binaya ait temiz ve pis su tesisatları, ısıtma soğutma sistemleri, doğalgaz ve yüksek gerilim hatları geçemez! Sığınağın içinde ana binaya ait herhangi bir şaft, kontrol paneli, baca vb. bulunamaz. Sığınağın ihtiyacı olan enerji ve su hatları izole edilerek içeri taşınır, kanalizasyon borusu ventille ana hatta bağlanır. Eğer mümkünse kendi su kaynağı olmalıdır. Sığınaklardaki temel ihtiyaçlar yönetmelikte belirtilmiştir.
Hiroşima'ya atılan bomba 15 kiloton gücündeydi, 1,5 km'lik çap içinde kalan her şey saniyeler içinde yok oldu, ilk gün 60 bin kişi hayatını kaybetti. Günler içinde bütün şehir yıkımlar ve yangınlarla ağır hasar aldı, birkaç ay içinde ölü sayısı 140 bini buldu. Oysa bu bomba bugünkülere göre çok küçüktü. Günümüzde; binlerce °C sıcaklıkta, 3 km'lik çapının içinde kalan canlı cansız hiçbir şeyin kurtulamadığı, her şeyi eritip buharlaştıran ateş toplarıyla, aşırı basınç ve ağır yıkım çapı 10 km'yi bulan, bir şehri tamamen yok edebilecek megatonluk bombalardan söz ediliyor. Bu durumda; yönetmelikte belirtilen "nükleer silahların zayıflamış basıncına karşı koruma" tanımı görecelidir! Patlamanın nerede olacağını öngöremeyiz, sığınak 10 km çapında bir dairenin içinde kalabilir, bu durumda yıkım kaçınılmazdır! Bu olasılık göz önünde bulundurulursa serpinti sığınaklarını da basınç sığınaklarına benzer, çok fazla ekonomik yükü olmayan detaylarla güçlendirebiliriz. Özellikle toplu konutlar, siteler vb. yerleşimlerde her bina altına bir sığınak yapmak yerine spor sahası, çocuk oyun alanı vb. altında, ortak yeraltı sığınağı gibi çözümler üretebiliriz.
Serpinti sığınaklarını güçlendirmek için yönetmeliklerde olmayan ilave detaylar:
Her sığınakta mutlaka yedek bir çıkış olmalı. Bu çıkış yatay tünel ve dikey baca şeklinde düzenlenebilir. Dış ortama çıkış sığınaktan mümkün olduğunca uzakta olmalı. Yol boyunca en az 2 dik açılı dönüş olmalı (yatayda 1, dikeyde 1). Sığınaktan geçiş kapağı basınç dayanımlı, hermetik olmalı ve tünele doğru en az 90º açıyla açılmalı, yüksekliği 150 cm, genişliği en az 100 cm, kapağın sığınak içinde yerden yüksekliği 40-50 cm olmalıdır.
Yukarıda sözü edilen detaylar dışında gerekli içerik ve hesaplamalar 3194 Sayılı İmar Kanunu'nda belirtilmiştir.
Genel sığınaklar barış zamanında başka amaçla kullanılabilir. İkinci amacın türüne göre ilave detaylar gerekecektir.
Siz, iyi insanlar; korumak ve korunmak için elinizden geleni yapmalısınız! Çünkü onlar, insanlığı ve kendilerini yok edinceye kadar durmayacaklar…
Kurtuluş Savaşı'ndaki binlerce şehit, Nene Hatunlar, Seyit Onbaşılar, Çanakkale'deki Onbeşlikler, Ulubatlı Hasanlar ve daha nice canların kanlarıyla yazılmış hikâyeler… Moskova'da Alman askerleri tarafından günlerce tecavüz edilen ve asılan 18 yaşındaki genç kız Zoya Kosmodemyanskaya'nın, Hiroşima'da 7 yaşında kavrulup kül olan kız çocuğunun, Yugoslavya'nın Kragujevac şehrinde Alman askerleri tarafından kurşuna dizilen 16 öğretmen, 300 ortaokul öğrencisi ve çocuğun, Pasifik'te etleri çürüyüp düşen Japon balıkçısı Kuboyama Aikichi'nin, daha dün Srebrenica'da, bugün Gazze'de işkence edilerek öldürülen masumların dökülen kanlarının hikâyeleri…
← Ana Sayfaya Dön